Page 138 - PR PARAGRAF
P. 138
PARAGRAF REHBERİ ANLATICI TÜRLERİ 2. BÖLÜM
8.
Annesini, babasını ve kardeşini merak ediyordu etmesine ama yataktan kalkmaya da mecali yoktu. Çok geçmeden
beyaz önlüklü bir hemşire girdi odaya. Hastasının ayıldığını görünce doktor beye haber verilmesi gerektiğini söyle-
yerek gerisin geriye çıktı odadan. Birkaç dakika sonrasında doktor bey ve aynı hemşire heyecanla yanaştılar Dilek’in
yanına. Adını, yaşını ve nerede yaşadıklarını sorup not alıyorlardı. Tam ailesini soracaktı ki hemşirenin yaptığı iğne
etkisini gösterdi. Dilek, hâkim olamadığı göz kapaklarının azizliğine uğradı. Dalıverdi birden rüyalar âlemine.
Aşağıdaki metinlerin hangisinin anlatıcısı, bu metnin anlatıcısıyla özdeştir?
A) Nene Hatun Sokak, ilk taşındığımız günlerde her akşam Salih Bey’in üflediği ney sesiyle dolardı. Biz de çayımızı balkon-
da içer, bu hoş dinletiden istifade ederdik. Ardından Salih Bey ve Hayriye Hanım, kol kola yürüyüşe çıkarlardı. Ara sıra
da her yaştan ziyaretçileri olurdu. Sonradan öğrendik ki bu ziyaretçiler eski öğrencileriymiş.
B) Bir akşamüstü tonton dememle pencerenin önüne oturmuş dışarıda yağan karı seyrediyorduk. Yere her kar tanesi düş-
tüğünde içim kıpır kıpır oluyordu. Çünkü onlar birikecek, biz de dedemle kardan adam yapacaktık onlardan. Kelebek gibi
süzülen karın ahenkle yağışını seyrederken bir yandan dedem bana çocukluğunda yaşadığı kar maceralarını anlatıyordu.
C) Karlı bir kış günü bir adam, köyden kente doğru yürüyordu. Hava çok soğuktu, adam da uzun zamandır yoldaydı. Artık
zaman kavramını yitirmişti. Saatin kaç olduğunu tahmin edemiyordu. Hava yavaş yavaş kararmaya başlarken yol da
bitmek bilmiyordu. Bir süre sonra bir kamyonun yaklaştığını gördü. Heyecanla ellerini salladı ve kamyonu durdurdu.
D) Bugün sabah kalkınca hemen dışarı baktım. Hava pırıl pırıldı. Tam da istediğim gibi. Kahvaltımı yapıp mahalle maçına
hazırlanmak için sahaya gittim. Bir saatlik hazırlığın ardından maça başladık. Çok şükür, çok çetin bir rakip karşısında
galip gelmeyi başardık.
9. Aşağıdaki metinlerden hangisinde anlatım, diğerlerinden farklı bir ağızla yapılmıştır?
A) Kayınların cılız ve solgun gövdeleri rüzgârda eğilip bükülüyordu. Göl kıyısındaki söğüt ağaçları tomurcuklanmaya başla-
mıştı. Ama bu insanın içini kaynatan tatlı bir mart değildi, tersine gökyüzü şimdi ciddi ve karanlık bir paskalya atmosfe-
riydi sanki. Ve dalların uçlarında boy veren gergin tomurcuklar yeşile ve mora çalan renkleriyle ürküntü veren çürümüş
etlere benziyorlardı.
B) Bu oyuncak, küçük çocuk için çok farklı bir anlam ifade ediyordu. Onunla konuştuğu her an oyuncak değerleniyor,
zaman geçirdikçe onu daha çok sahipleniyordu. Gittiği ülkelerin bitpazarlarından oyuncak toplayan babamın aldığı bu
oyuncak ayı sayesinde küçük çocuk kendini bulmuştu adeta. Bazen ben de onun oyunlarına katılmaktan geri durmuyor-
dum.
C) Gece nöbetçi gardiyanlar, bir saatlik aralıklarla her odayı kontrol ediyordu. Yaklaşan ayak seslerini her duyduğumda,
yatağa kapanır ve uyuma numarası yapardım. Nöbetçi geçer geçmez yataktan kalkar, odaya süzülen ve zemine yansı-
yan o loş ışığın altında, kalan elli sekiz dakika boyunca sürekli kitap okurdum. Çoğu zaman sokaklarda geçen yıllarımda
bundan daha az okurdum.
D) Sahilde bir bankın köşesine sığınmış, zihnimdeki sorunları dağıtmaya çabalıyorum: Hava bulanık, duman rengi bulutlar
gökyüzünde kümelenmiş, boşandı boşanacak. Üşütmeyen ama insanı dirilten serince bir esinti yüzümü yalayıp yüzeyi
usul usul kımıldayan denizin tuzlu kokusunu dolduruyor ciğerlerime. Yaşanmışlıklarıyla terk edilmiş tarihî Haydarpaşa,
öteden selam ediyor.
136

