Page 137 - PR PARAGRAF
P. 137
2. BÖLÜM ANLATICI TÜRLERİ PARAGRAF REHBERİ
5. Ben de muayene odasının ve nice muayene odalarının önünde senelerce bekledim. Benim yanımda büyüğüm de yoktu.
Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıdan içeriye girerdim. Dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imre-
nerek yürürdüm. Camlı kapıların garip bir beyazlıkla gözlerime vuran ve içimde korku ile karışarak yuvarlanan parıltıları ara-
sında o dehlize girerdim ve yalnız başıma bir köşeye ilişirdim. Kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürdüm,
rengimin uçtuğunu hissederdim.
Bu metnin anlatıcısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Gözlemci konumundadır.
B) Olayın şahıs kadrosu içindedir.
C) Şahit olduğu bir olayı anlatmaktadır.
D) İzlenimlerini okuyucuya olduğu gibi aktarmıştır.
6. Aşağıdakilerin hangisinde anlatım farklı bir kişi ağzından yapılmıştır?
A) Adam, niçin ve neden olduğunu bile bilmeden durdu. İçinde bir şey durdurmuştu onu; ayaklarına asılmıştı sanki. Dört bir
yanından bir sürü insan geçiyordu. İster istemez bu kalabalık yüzlere baktı. Bilinmeyen yollarda yitmiş çocuk gözleri bir
garip irileşiyordu. Sanki bütün bu kalabalığı içine alacaktı. Kendini yapayalnız hissediyordu bu koca şehirde.
B) Odanın ortasında dikiliyor ve acılı bir şaşkınlıkla çevresine bakınıyordu. Kapıya gitti, açıp dışarıyı dinledi ama yapacağı
şey bu değildi. Birden duvar kâğıdının delik olduğu köşeye atıldı, elini delikten sokup yokladı, kâğıdı gözden geçirdi.
Hayır, bu da değildi yapacağı. Sobaya gitti, kapağını açıp külleri karıştırmaya başladı.
C) Birkaç evlik bir yerden geçiyorlardı. Yıkık bir duvarın dibinde yırtık elbiseli, saçları uzamış, yüzü kırış kırış, yılgın bir ihtiyar
oturuyordu. Başında kirli, beyaz bir papak vardı. Ağzı açıktı, üst damağındaki seyrek dişleri görülüyordu. Murat selâm
verdi, ihtiyar oturduğu yerden eliyle selamı aldı.
D) Ertesi sabah yine başhekimin odasında toplanmıştık. Bu sefer profesör de aramızdaydı. Kısa boylu, zayıf, ürkek bakışlı
bir adamdı. Her hareketinde hatta ağzını her açışında etrafındakileri kırmaktan korkan bir hâli vardı. Herhangi bir asistan
kendisine bir soru soracak olsa yüzüne tatlı bir ifade vermeye çalışarak ona dönüyor, onunla uzun uzun konuşuyordu.
7.
Vapur, rıhtımdan kalkıp Marmara’ya doğru hareket edince yolcu geçirmeye gelenler, üzerlerinden ağır bir yük
kalkmış gibi ferahladılar. Hasan, vapurda eğlendi. Vızır vızır işleyen vinçlere, üstleri yazılı cankurtaran simitlerine,
kurutulacak çamaşırlar gibi iplere asılı sandallara bakarak çok eğlendi. Beş yaşında idi. Peltek, şirin konuşmasıy-
la güverte yolcularını epeyce eğlendirmişti. Fakat vapur, şuraya buraya uğrayıp bir sürü yolcu bıraktıktan sonra
sıcak memleketlere yaklaşınca Hasan durgunlaştı. Kalanlar bilmediği bir dilden konuşuyorlardı ve ona İstanbul’daki
gibi “Hasan gel!” “Hasan git!” demiyorlardı. İsmi değişir gibi olmuştu. Hassen şeklini almıştı sanki.
Bu metnin anlatıcısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Gözlemlerini okuyucuya aktarmaktadır.
B) Kendi yaşadıkları veya hissettiklerini anlatmaktadır.
C) Şahıs kadrosunun dışındadır.
D) Kahramanların gönlünden veya kafasından geçenleri bilmektedir.
135

