Page 135 - PR PARAGRAF
P. 135
2. BÖLÜM ANLATICI TÜRLERİ PARAGRAF REHBERİ
TEST-8 PR292
1.
• Kahraman Bakış Açısı: Hikâye veya romanlardaki olaylar, eserdeki kahramanlardan birinin bakış açısıyla anlatılır. Bu
anlatım tarzında kahraman hem anlatıcı hem de anlatılan konumundadır ve birinci kişi ağzından anlatım söz konusu-
dur.
• Gözlemci Bakış Açısı: Gözlemci kişinin (o) bakış açısıyla yapılan anlatımda anlatıcı, gördüklerini anlatan bir şahit
konumundadır. Bu yöntemde anlatıcı, öykü kahramanından daha az şey bilir. Olan bitenler okuyucuya kamera ses-
sizliğiyle aktarır.
Buna göre aşağıdaki metinlerden hangisi kahraman bakış açısıyla yazılmıştır?
A) Yaşlı adam merdivenleri yavaş yavaş indi. Orta kata gelince müdürün odası gözüne ilişti. Müdür Bey’i bir kere görmek
fena olmaz, diye içinden geçirdi. Köy okulunun durumu hakkında ondan bilgi alabilirdi, görevliyle içeriye haber gönderdi.
B) Ömer, elindeki uçak biletine uzun uzun baktı. Memleketime dönsem mi dönmesem mi, diye tereddüt ediyordu. Sonra
gurbet elde yaşadıklarını aklına geldi. Uçak biletini masanın üzerine usulca bıraktı, valizini hazırlamak için odasına geçti.
C) Ali Rıza Bey, bir devlet memuruydu. Otuz yaşına kadar dâhiliye kalemlerinden birinde çalışmıştı. Belki hayatının sonuna
kadar da orada kalacaktı. Fakat kız kardeşiyle annesinin iki ay ara ile kaybetmesi onu birdenbire İstanbul’dan soğutmuş-
tu.
D) Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşımda dikildi ve gözleri benden hesap sorar gibiydi. Aldır-
madan yoluma devam etmeye çalıştım. Ne var ki adamın asık suratını istemeden aklıma kazıdım ve onun bakışlarındaki
derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdüm.
2. Aşağıdakilerin hangisinde anlatım farklı bir kişi ağzından yapılmıştır?
A) Bir şey söylemek istememesine rağmen tekrar döneceğini, karanlık acı ve lüzumsuz bir şeyler konuşacağımızı seziyor-
dum. Hızla uzaklaşarak kenardaki ağaçların arasına daldım; izimi kaybettirmek için adımlarımı hızlı hızlı atıyordum. Buna
rağmen kısa süre sonra bana yetişti.
B) Önümüzdeki kalın zaman perdesini aralayıp onun yıllar önce belleğime kazınmış olan yüzünü anımsamaya çalıştım. O,
deminden beri bir türlü salınamadığı iskemlesine âdeta çökmüş, gözlerini denizin uçsuz bucaksız ufkuna dikmişti. Ken-
disini rahatsız etmemek için uzun süre sesimi çıkarmadım.
C) “Bizimkiler, bizimkiler!” diye bağırarak uyandı. Doğrulunca üstündeki kertenkeleler kaçıştı. Limana baktı. Gerçekten kale-
nin karşısına bir donanma gelmişti. Kadırgaların, yelkenlerin, küreklerin biçimine dikkat etti. Sarardı, gözlerini açtı. Sonra
bir kulübeye bir denize doğru şaşkın şaşkın koşmaya başladı.
D) Çiftehavuzlar’da bir bahçede kocaman bir çiçek vardı. Yıllar yılı otobüsle, dolmuşla gelip geçerken seyrederdim. Hiçbir
yerde yoktu eşi. Ne çiçeğiydi, bilmezdim. Sormak da istemezdim. Bambaşka bir çiçekti. Bambaşka bir düşe sürüklerdi
beni. Kış olsun, yaz olsun hep diriydi; hep güzeldi.
133

