Page 67 - PR PARAGRAF
P. 67
1. BÖLÜM YARDIMCI DÜŞÜNCE PARAGRAF REHBERİ
6. Çağlar boyunca dünyanın her yerinde edebiyat tarihçileri, yazı ustaları, şairler ve düşünürler; şiirin ne olduğunu, içeriğini, ses
yapısını açıklamaya ve şiiri tanımlamaya çalışmışlar ancak kesin bir tanım yapamamışlardır. Yapılan tanımların ortak yönünü
ise dilin kişiselliği ve gizemliliği oluşturmaktadır. Kleber Haedens “Şiir tarif edilebilseydi yüz türlü değil, bir türlü şiir tanımı
olurdu.” diyor. Melih Cevdet Anday ise “çıkar yolun, şiiri tanımlamaktan vazgeçmek” olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre
“Tanım akıl işidir, şiir ise akıl dışıdır.” Yahya Kemal, şiiri kalpten gelen bir durumun dile yansıması olarak kabul eder. Şiirin
farklı ve özgün tanımlarından birini de Abdülhak Hamit Tarhan yapmıştır: “En güzel, en büyük, en doğru şiir; bir hakikat-i
müdhişenin (müthiş hakikat) tazyiki altında hiçbir şey söylememektir. İnsan bazı kere hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o
kadar güzeldir. Zihninden uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir. Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir. Bu
çaresizlik ile bir feryat koparır veya pek karanlık bir şey söyler ya da hiçbir şey söylemez de kalemini ayağının altına alıp ezer,
bunlar şiirdir.”
Bu metinden aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
A) Bazı şairler şiirin tanımının yapılamayacağını düşünmektedir.
B) Yapılan şiir tanımlarının ortak noktaları da vardır.
C) Şairler, şiiri birbirlerinden farklı şekilde tanımlamıştır.
D) En güzel şiir tanımını Abdülhak Hamit Tarhan yapmıştır.
7. Bir kitabın ömrü ne kadardır? Yazıldıktan on yıl sonra kaç kitap hâlâ aranacak ve okunacaktır? Örneğin Sait Faik öy-
küleri henüz eskimedi ama onlar daha yüz yaşında yok. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı yüz elli yaşını doldurdu ve hâlâ
değişik dillere çevrilip okunuyor. Bir de beş yüzyıl öncesinden Cervantes’in Don Kişot’u var yıllara meydan okuyan.
Peki, bir matematik kitabının ömrü en fazla ne kadardır? Yüz yıl? Beş yüz yıl? Bin yıl? Öklid’in, geometrinin temellerini
attığı “Elemanlar” adlı kitabı iki bin üç yüz yaşında. Bugüne kadar binin üzerinde değişik baskısı yapıldığı düşünülüyor.
Bugün on dokuz dile çevrilmiş durumda. Bazı dillerde birden fazla çevirisi var. Her gelen kuşak, kitabı kendi anlayacağı
akıcılıkta yeniden kendi diline çeviriyor. “Elemanlar” iki bin üç yüz yıl önce okuyucusuna bilgiyi keşfetme heyecanını
hangi canlılıkta verdiyse bugün de okuyanları aynı düzeyde heyecanlandırıyor. Bu heyecan; yalnızca yeni bir şey öğren-
me heyecanı değil, o bilginin adım adım keşfedilişine birinci elden tanık olma heyecanıdır.
Bu metinden aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
A) Bazı kitapların aynı dilde birden çok çevirisi yapılmıştır.
B) Kitapların ömrünü yazarın dile hâkimiyeti belirler.
C) Bazı kitapların içeriği güncelliğini koruyamamaktadır.
D) Kimi kitaplar her dönemde okuyucusunun ilgisini çekmeyi başarır.
8. Benim için mutlu bir gün, bir sayfa iyi yazı yazdığım sıradan bir gündür. Yazının dışındaki hayat eksik, kusurlu, anlamsızmış
gibi gelir bana. Beni tanıyanlar; yazmaya, masaya, beyaz kâğıtla dolmakaleme bağlılığımı bilir ama gene de “Biraz tatil yap,
gez, eğlen, yaşa!” diye öğüt verirler bana. Daha yakından tanıyanlar ise benim için en büyük mutluluğun yazmak olduğunu
bildikleri için yazıdan, kâğıttan, mürekkepli kalemimden beni uzak tutacak şeylerin en sonunda bana yaramayacağını söyler-
ler. Bir de beni “hayatta hep istediğini yapmış, istediği işten başka hiçbir şeyle uğraşmamış nadir mutlu insanlardan biri” diye
tanımlarlar.
Böyle diyen bir sanatçı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Kendisini tanıyan insanların öğütlerine aldırış etmez. B) Yazma sürecinden sonra ara vermeye ihtiyaç duyar.
C) İstediği şeyleri yapabildiği için kendini üstün görür. D) Yazı yazmadığı günler kendini mutlu hissetmez.
65

