Page 74 - PR PARAGRAF
P. 74

PARAGRAF REHBERİ                                  DUYULAR, DUYGULAR, KARAKTER                   1. BÖLÜM

                                                           TEST-17
                                        PR276
          1.
                Meşe, bir gün saza demiş: “Doğrusu sana acıyorum. Minnacık bir serçe konsa üstüne belin bükülüverir. Suları ürper-
                ten seher yeli baş eğdirir sana. Bir de benim şu dağ gibi gövdeme bak! Güneş bile zor giriyor içime, fırtına dallarıma
                oyuncak. Her esen yel sana bora, bana kasırgalar meltem. Bari gelip gölgemde yaşasan da üzerine kanat gersem.
                Ama senin soyun nedense gider sulu rüzgârlı yerlerde biter. Acıyorum size, doğa haksızlık etmiş sana. ”İyi yüreklisin,”
                demiş saz, meşeye. “Eksik olma ama bizim için üzülme. Asıl sen kork rüzgârdan. Ben eğilirim kırılmam. Doğru, bugü-
                ne kadar dayanmışsın; dimdik durmuş, boyun eğmemişsin. Ama sertin serti var, bakarsan bir gün sen de rastlarsın.”
                demeye kalmamış rüzgâr patlamış, öyle bir karayel ki… O güne dek kimse rastlamamış böylesine. Saz eğilmiş, meşe
                dayanmış; karayel arttıkça artmış. Sonunda meşenin hakkından gelmiş. Göklere değen başını sermiş yere, köklerini
                çıkarmış yedi kat yerden.

             Bu parçada sözü edilen meşe ile sazın karakter özellikleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
                         Meşe                              Saz
              A)  Kibirli, böbürlenen              Akılcı, kibar
              B)  Tutarsız, umursamaz              İyimser, endişeli
              C)  Bencil, kıskanç                  Sabırlı, düşünceli

              D)  Kötümser, kaba                   Alaycı, gerçekçi




          2.
               Turşucu amca, hiç bakmadan eline ne gelirse turşu küpüne tıkıyordu. Bir domates, bir biber, bir erik, bir patlıcan… Hay-
               di baştan. O kadar hızlı yapması gerekiyordu ki bazen soluk almayı bile unutuyordu. Bir avuç dereotu, bir salatalık, bir
               enginar, bir limon, bir acur, bir avuç fesleğen! Haydi baştan. Böyle böyle sanki bitmek bilmeyen bir senfoni gibi turşucu
               amca bu şekilde turşular basarak günlerine devam ediyordu. En önemli şey, günlerine devam edebilmekti. Sabah kalkıp
               turşunun başında olması ve ona ne verilirse bakmadan turşu yapması gerekiyordu. Biraz kavun, biraz incir, biraz üzüm,
               biraz nane, hadi baştan… Evet, evet yanlış duymadınız. İşte böyle yaşıyordu.


             Bu parçada turşucu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?
              A) Çalışmaktan yorulmadığı                          B) Tekdüze bir yaşamı olduğu
              C) İşini zamanında yaptığı                          D) Yeniliğe kapalı olduğu





          3.  Tepeyi aşınca, köknar, sedir, meşe ve ardıç ağaçlarının bünyesinde barındıran ve göçmen kuşların uğrak yeri doğa harikası
             Başkonuş Yaylayası’na eriştik. Yaylanın giriş kısmındaki bungalov orman evlerinin, spor alanlarının yanından geçip çadırımızı
             kuracağımız kamp alanına ulaştık. İlk önce çadırımızı kurup kahvaltı için semaverimizi yaktık. Yol üzerinden aldığımız peyniri,
             sıcacık bazlamayı; evden getirdiğimiz diğer kahvaltılık malzemeleri masaya koyup çay demlenene kadar yeşilin değişik ton-
             larıyla donanmış muhteşem manzaranın tadını çıkardık.
             Bu parçada ayrıntıların seçiminde hangi duyulardan yararlanılmıştır?
              A) Görme-tatma                                      B) İşitme-görme
              C) Koklama-görme                                    D) Görme-dokunma

           72
   69   70   71   72   73   74   75   76   77   78   79