Page 98 - LGS TÜRKÇE SB
P. 98
4. Az sonra başlarına geleceklerin farkında değillerdi. Botun önünde oturan
ekip lideri, botun kayalara çarpmaması için ırmağın akıntısından kurtulmala-
rı gerektiğini düşündü ve bunu hemen arkadaşlarına söyledi. Ekip, büyük bir
gayretle botu akıntıdan kurtarmaya çalıştı. Botun en arkasında oturan turun-
cu yelekli sporcu önlerinde de bir kaya bulunduğunu fark etti, botu kurtara-
mayacaklarını anladı. Kaya büyük olmadığı için çok az kısmı suyun üstün-
deydi. Az sonra bot büyük bir sarsıntıyla kayanın üstünden geçti ve devrildi.
Üç arkadaş suyun içinde sürüklenmeye başladı çünkü akıntı çok kuvvetliydi.
Bu metnin anlatıcı kişisi ve metindeki bakış açısı aşağıdakilerin hangi-
sinde doğru verilmiştir?
ANLATICI KIŞISI BAKIŞ AÇISI
A) 1. Kişi İlahi Bakış Açısı
B) 3. Kişi Kahraman Bakış Açısı
C) 3. Kişi İlahi Bakış Açısı
D) 1. Kişi Kahraman Bakış Açısı
5. Okuma becerisi, zaman zaman okuma yazmayı öğrenmiş olma anlamında kullanılmaktadır. Oysa ilk okuma, okuma
becerisinin sadece başlangıcıdır. Bu yüzden, “okuyabilme”yi okuma becerisiyle bir tutmak doğru değildir. Okuma yazma
öğrenilmiş olsa bile bu temel beceri ancak sürekli kullanıldığı ve geliştirildiği zaman bir değer taşır. İlk okumada amaç,
okumayı öğrenmektir fakat daha sonra öğrenmek için okuma gerçekleşir. ----
Bu parça aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanırsa parçanın anlamsal bütünlüğü sağlanmış olur?
A) Okumanın sadece okuma yazmayı bilmekten ibaret olmadığına herkes inanmalıdır.
B) Okuma ile ilgili bazı kaynaklarda “okuma becerisi” yerine “okuma becerileri” denildiği de görülmektedir.
C) Okuma alışkanlığı çocuklara küçük yaşlarda kazandırılmalı, bunun için onların seviyelerine uygun eserler seçilmelidir.
D) Yani okuma, bir amaç değil yeni bilgilere ulaşmak için kullanılan bir araçtır.
6. Aşağıdakilerin hangisinde anlatım farklı bir kişi ağzından yapılmıştır?
A) Sabah çok erken saatlerde uyandım. Dışarıda ince, uzun, yanık bir kaval sesi vardı. Çağıran, yalvaran, hıçkıran bir
kaval sesi... Heyecanla pencereye koştum. Gördüm ki kavalın sahibi yetmiş yetmiş beş yaşlarında bir ihtiyardı.
B) Güneş kendini göstermeye başlamıştı. Küçük İsmet sırtında küfesi tarlanın yolunu tutmuştu. Sabah erkenden tarlaya
giden anne babasına azık götürüyordu. Daha epey yolu vardı. Sırtındaki küfenin ağırlığı gittikçe artıyordu.
C) Gidişinin üzerinden çok geçmeden ağlamaklı, uzun mektuplar yazmaya başladı. Katmerlenmiş dertlerini, yüreğine
çökmüş sıkıntılarını okurken burnumuzun direkleri sızlıyordu.
D) Dereden geçip sola kıvrıldım. Düzlükler göz alabildiğine uzanıyordu karın altında. Pantolonumun paçalarını çorapla-
rımın içine soktum. Ayakkabılarımı daha sıkı bağladım. Karları gıcırdata gıcırdata yürümeye başladım.
96

